29 Temmuz 2011 Cuma

4. Ay Biterken



Biz hem ilk defa çocuk sahibi olduk hem de bu ilk bir ikiz şeklinde geldi. Üstelik erken doğum olduğundan bebeklerin farklı sürelerde kuvözde kalmaları gerekti. Çocuklar doğduğundan beri sürekli bir meşguliyet durumu oluştu. Bebeklerin erken gelmesiyle tam doğuma ve doğum sonrasına hazırlıklı olamamıştık. Bu blog da bu koşturmacalardan nasibini aldı.Yine de 4. ayda Can ve Ada ile ilgili aklımızda kalan güzel anları yazmak istedik.



Düşmek:
Damdan düşmek her ne kadar güneydoğu Anadolu'da sıkça görünen bir durum olsa da bizim hem Can ve hem de Ada yattıkları pusetten düştüler. Sabahın köründe kalktıklarında sürekli ağladıkları ve emziklerini sürekli düşürdükleri için bazen onları yatağımızın yanındaki pusetlere aldık. Böylece biz uyurken bir elimiz emzikle olabiliyordu. Yorgunluktan uykuya daldığımızda birini pusetten kaymış hatta halının üzerine serilmiş halde bulduk. Hatta bir keresinde Can halının üstüne kaymış ve ben uykuda boş puseti sallıyormuşum. Kalktım  baktım Can yok. Birden heyecanlandım baktım ki Can halıda.



Ekmek Gazete Almak
Eğer evdeysek cumartesi pazar adetimiz  dışarı çıkıp ekmek gazete almak ve güzel bir kahvaltı yapmak. Ekmek ve gazete almak babanın görevi ama ilk defa Can'da dahil oldu bu göreve. Can ilk defa kanguruya koyduk. Kahvenin önünden geçerken kahvedekilerin garip bakışlarına maruz kaldık. Herhâlde ilk defa kanguruda birini görüyorlardı. Can yolda sessiz bir şekilde sağa sola bakındı durdu. Can'ın yolları ezberleyip tek başına bu görevi yerine getirip babanın bu görevden feragat etmesini dört gözle bekliyoruz.



Evimiz dışında ilk defa başka bir evde kalmak
İkiz sahibi olmanın en büyük zorluğu planlı bir lojistik oluşturmak. Bu ay ilk defa hafta Sonu için başka bir yerde kaldık. Olcay'ın abisinin Özdere de kiralığı yazlığa bizi de hafta sonu için davet ettiler. Yazlıklarda en büyük sorun bebeklerin sivrisinekler tarafından yenmesi. Bizde kendimize göre bir çözüm bulduk. Kampçılık faaliyetleri için kullandığımız çadırımızın dışındaki güneşliğini kullanmadan yazlıktaki salonun ortasına kurduk. İç çadır bezi file şeklinde olduğundan içerisi yeteri kadar havadar oldu. Bizim çocuklar hem sinek böcekten korunmuş oldu hem de 4 aylıkken ilk çadırlı kampını yapmış oldular.



Dönmek mümkün mü artık dönmek
Bu ay prematüre hallerini hızlıca terk etmekte olan bebeklerimiz ilk dönme girişimlerine başladılar. Bebelerin bağımsızlıklarına ilk adımları dönme hareketi ile başlıyor. Dönme hareketinin bir nedeni bakış açısını değiştirmek. Dönme hareketini başaran bir bebek bakış açısını çok arttırmış olur. Bizim Can ve Ada dönme teşebbüslerine farklı olarak yaklaştıklarını fark ettik. Can ayaklarını atıp dönme girişlerini başladığından beri kanepede yalnız bırakmıyoruz.





Ada dönmek için farklı bir yöntem deniyor. Yüzüstü boynunu kaldırıyor ve kafasını yan tarafa kaldırıp ağırlık merkezini değiştirmeye çalıyor.Bakalım dönme işini hangisi başaracak ilk önce.


Kardeş farkındalığı



İkiz sahibi olmak tek çocuk sahibi olmaktan farklı durumlar yaratıyor. Bizim merak ettiğimiz bir durumda ikizlerin birbirinin farkında olup olmaması. Şu ana kadar gördüğümüz kadarı ile  7 ay anne karnında beraber yaşayan ikizlerimiz birbirlerinin farkına varmıyorlar. Bazen ikizlerimizi yan yana koyuyoruz ama bir iletişim  içindeymiş gibi görünmüyor bize. Birbirlerine bile bakmıyorlar. Birinin ağlaması diğerini hiç etkilemiyor. Can ve Ada birbirleriyle iletişim içeresinde olduklarında çok daha ilginç durumlar yaşayacağımızdan eminim.



7 Temmuz 2011 Perşembe

Babies (Bebekler) belgeseli

Yeni bebek sahibi olaraktan bebeklerle ilgili filmler ve belgeselleri izlemeyi seviyoruz. Babies (Bebekler) belgeselini ikizlerimiz doğmadan önceden edinmiştim ama izlemeye hiç fırsat bulamamıştık. Haftada bir kaç gün akşamları bizim ikizler 1-2 saat uyuyor ya da ilgi beklemeden sessizce duruyorlar. Geçen gecede böyle bir fırsatı ganimet bilip Babies belgeselini izledik. Arada Ada nın karnı acıktı. Bizde sinemadaki gibi 10 dakika ikizlerin molası arası verdik.

Bebekler belgeseli 400 gün boyunca yaklaşık 400 saatlik çekim süresi sonucunda oluşturulmuş. Film ekibi 2 yıl boyunca 2 haftalık seyehatlerle 4 ayrı lokasyondaki bebeklerle çekim yapmışlar. Çekimler bebekler 16 aylık olunca bitmiş. Bitmesinin nedeni bebeklerin artık belli bir bilince erişmesi ve artık kamera karşısında rol yapmaya başlaması sonucunda çekimlerin spontanlığını yitirmesi. Buradan anlaşılıyor ki bebeleri 1.5 yaşına kadar her hallerini bol bol video ve fotograflarını çekip mümkün olduğunca bilinçsiz saf hallelerini yakalamak çok önemli.


İlk bebek Ponijao, 8 kardeşi ve anne babası ile Opuwo, Nabibya da yaşıyor. Mari  şehrin gürültü ve heyecanın tam olarak hissedildiği  Tokyo, Shibuya da anne babası ile yaşıyor. Moğolistanın Bayanchandmani bölgesinded Bayar tam orta asya göçebe kültürünün içersinde hayata ilk adımlarını atıyor. Son bebek Hattie ise San Fransisco, ABD den.


Belgeselde sadece bebekler değil bebeklerin yaşam ortamında bulunan kardeşleri, anneleri, kedi, köpek, keçi gibi hayvanlar ile etkileşimleride çok güzek anlatılmış. Bebeklerin dış dünyaya olan tepkilerinin yakalanması hedeflenmiş. Alt yazı gerektirecek konuşma yok, abartılı müzikler yok. Sadece bebekler ve onların doğal hallerini izliyorsunuz.

Nabibyalı bebeğin hikayesi anlatılırken çocuğa sürülen bir çeşit toprak boyasını gösteriyorlardı. Bende neden sürdüklerini merak etmiştim. Nabibya da su çok kıt olduğundan banyo yapmaları mümkün değilmiş. Bu toprak boyası vucüdun kötü kokular üretmesini önlüyormuş. Nabiyada geleneksel kabile hayatı sürdüren çok az kişi kalmış. Bu afrikalı ailede geleneksel ailelerden birisi.

İnsanlık varolduğundan beri hatta ilk canlının varoluşundan beri doğum var. Şimdi yaşıyorsak insanlık tarihinde bebeklerin doğup, yaşayıp ayakta kalıp soylarını devam ettirmesi sayesinde. Aslında doğumu ve bebekleri hayatın normal bir parçası olarak kabul etmek gerek. Bu belgeselde her bebeğin farklı bir yerde dünyaya gelmesine rağmen bir şekilde hayata katılmasının hikayesi çok iyi anlatılıyor..


Resmi fragmanı


Belgeselin web sayfası / http://www.filminfocus.com/babies
Wikipedia / http://en.wikipedia.org/wiki/Babies_%28film%29

30 Haziran 2011 Perşembe

İkizlerle ilgili bize en fazla sorulan 10 soru


İkizlerimiz hastaneden çıktıktan sonra ailemizin ve herkesin göz bebeği oldular. Sokağa çıktığımızda iki birbirinin aynısı iki araba içeresindeki ikizlerimiz hemen dikkat çekiyor. Hemen hemen herkes benzer sorular soruyor. Biz de güleryüzle ve de gururla yanıtlıyoruz. İşte en fazla karşılaştığımız sorular:


1. Bunlar ikiz mi?
İki aynı araba ve anne babada aynı boyutlarda iki bebek gördüklerinde  insanlar ilk bu soruyu soruyor. Bu genelde bundan sonra gelecek soruların açılış sorusu oluyor. Kimisi ailesi ya da kendisinde yaşadığı ikiz deneyimlerini aktarıyor; kimisi de kendisinin ne kadar çok ikiz bebek istediğini.

2. Kız mı Erkek mi?
İkizler mi sorusunun akabinde kız mı erkek mi diye soruluyor. Hatta kız - erkek ? diye kısaca. Bizde evet kız erkek diyoruz. Onlarda ne güzel bir seferde aradan çıkarmışsınız diyorlar.

3. Tek yumurta mı çift yumurta ikizi mi?
Bu soru yüzlerini görmedikleri zaman geliyor genelde. Kız erkek durumunun tek yumurta ikizinde olmadığını bilmeleri tabii ki zor. Doğan ikizlerin 1/3 ü tek yumurta 2/3 çift yumurta olarak doğuyormuş.


4. Hangisi daha erken doğdu?

2 dakika erken doğmak ne kadar hayatta avantaj getiriyor bilmiyoruz ama biz de Can 2 dakika erken dünyaya geldi diyoruz. Bu durumda Can dünyada 2 dakika fazla kalıp daha yaşlı durumda oluyor. 2 dakika farkın Can'a abi statüsü getirmediğini düşünüyoruz. Kaldı ki ikizlerde abi abla durumu ileride ciddi üstünlük durumu yaratabiliyormuş. Bu nedenle abi yakıştırması yapanları kibarca uyarıyoruz abi demiyoruz diye.

5. Ailede ikiz var mıydı?
Bu sorunun aslında amacı dolaylı yollardan ikizler spontane yani kendi halinde mi doğdu sorusunu sormak. Bizde ikizlerimiz olduktan sonra iki taraftan da ailemizde ikizler olduğunu öğrendik. Aslında ikiz  olması genetik bir miras değilmiş. Yani ailede de ikiz olması ikiz sahibi olma şansını etkilemiyor. Ailede ikiz olmasının tamamen bir rastlantıdan ibaret olduğunu söylüyor kaynaklar. Bize ailede ikiz var mıydı soranlara "evet var" diyoruz.


6. Birisi ağlayınca diğeri uyanıyor mu?
Şu ana kadar gözlemimiz kardeşler birbirinin durumunu pek takmıyorlar. Yani kardeşi ağlıyormuş pek umurunda olmuyor, herkes kendi düzenine bakıyor. Karnı tok uyuyan diğerinin ağlamasından etkilenmiyor pek ama her ikisi de aç ve uyanmaya yakınsa tabii ki etkileniyorlar. Aslında tüm bebeklerin uykusu ağır oluyormuş, biz sessizliğie alışmasınlar diye onlar için sessiz ortam oluşturmuyoruz ancak ani gürültüler karşısında ikisi de sıçrayarak uyanıyor ki bu do sonderece doğal.

7. İkizleri bakmak zor değil mi?
İkiz sahibi olacağımız zaman ikiz sahibi olan bir arkadaşıma sormuştum bu soruyu. O da zor ama zevkli demişti . Şimdi yaklaşık 3 aylıklarken anlıyorum ne demek istediğini. Evde sürekli bakım isteyen ve hiç bitmeyen bir bebek durumu var ama insan daha mutlu ve pozitif. İkinci bebek insana biraz daha dayanma gücü katıyor sanırım. İlahi bir şey olsa gerek.

8. Bebeklere bakan birileri var mı?
Bizim deneyimlerimize göre bebeklere bakan 10 kişi olsa dahi asıl yük yine de annenin üzerinde. Babanında katkısı ikiz durumunda kaçınılmaz oluyor çünkü 2 bebek için 2 kucak gerekiyor. İkizlerin biberon yıkama/dezenfekte etme, çamaşırlarının yıkanması gibi arka plan işleri de iki kat olduğundan işler haliyle daha fazla. Biz bebeklerimiz hastaneden çıktığından beri onlara gece gündüz hiç yardım almadan bakıyoruz.

9. İsimleri ne?
İkiz bebekler için bulunan isimlerde bir uyum ve yaratıcılık bekleniyor. Bu konuda anne babanın ne kadar yaratıcı olduğu sorgulanıyor genelde. Biz bebeklerimize kısa ve anlamlı isimler vermeye çalıştık. Can ve Ada ikimizin sevdiği iki isimdi sonuçta karar da çok demokratik oldu. İkisi birleşincede bizim için bir anlamı var.

10. Bebeklerle evden çıkabiliyor munuz?
İki bebekle çıkmak tek bebeğe göre daha zor ama bizimkiler dolaşınca daha mutlu olduklarından mümkün olduğunca çokca çıkarmaya çalışıyoruz. Yarım saat içersinde hazırlanıp çıktığımız bile oluyor.