1 Eylül 2011 Perşembe

Ek gıdaya geçiş




Bebeklerimizin 5. ay kontrolleri şeker bayramı ve bayram sonrasında Can ve Ada ile yaşadığımız tatil macerası ( bunu başka bir yazıda anlatırız) nedeniyle biraz gecikti. Bu kontrolde doktorumuz ek gıdaya geçme zamanımızın geldiğini belirtti. İlk olarak mama benzeri gıdalarla başlayacağımızı belirtti. Bu gıdalarında muhallebi, meyve püresi ve yoğurt olabileceğini açıkladı. Doktroumuzun tavsiyeleri üzerine bebişlerimiz 5,5 aylık olduğunda ek gıda serüvenimizi başlattık. Bu dönemde birkaç noktaya dikkat etmemiz gerekiyormuş akşam saat 7 den sonra alerji olasılığına karşın yeni bir gıda vermemek, bir de aynı gün iki farklı gıda yedirmemek ki alerji olursa hangisinin sebep olduğunu bilelim.



Bu geçiş döneminde biz şu basamakları izledik:

· Önce “Sütlü pirinçli muhallebi” yedirmeyi denedik. İlk gün 30 cc kadar muhallebi yedirmeye çalıştık ama ben muhallebileri biraz sulu yaptığımdan çok başarılı olmadı. Kaşıkla verilen sıvı gıdaları ağızlarında tutmakta zorlanıyorlardı. Ertesi gün biraz daha yoğun yapmayı denedik ve 60 cc kadar muhallebi yedirdik. Sonraki gün de 90 cc kadar muhallebi yedirmeyi başardık. Ancak kaşıkla besleme biberona oranla yavaş olduğundan ve bebişler bu durumu tam kavrayamadığından muhallebiyi yedirmek 1 saatimizi alıyordu. Giderek kolaylaşacağını umarak sabırla devam ediyorduk.





· Ek gıdalara muhallebi ile başlamıştık sonrasında meyve olarak armut vermemiz önerildi. Bunun sebebi de bebeklerin ek gıdaya geçiş aşamasında kabızlık problemiyle karşılaşma olasılığının artması. Muhallebi kabız yapmaya yatkın bir gıda iken armut tam tersi bağırsakları çalıştırıcı özellikte imiş bu nedenle önce armut ( tabii bunda mevsimin de önemi var yaz olsaydı kayısı ile başlayacaktık) ile başlamamız sonrasında diğer meyveleri denememiz önerildi.




· Armut verirken de yine muhallebi verirken izlediğimiz kademeli miktar artışını uyguladık. Biz meyvenin suyunu vermek yerine direk meyveyi rendeleyip posasıyla birlikte yedirdik hala da öyle devam ediyoruz. Önce çeyrek armut rendesi sonra yarım armut sonra ¾ armut rendesi ve sonrası bir armut olarak meyve öğününü tamamladık.



· Bebekleri tanıştırırken en zorlandığımız ek gıda yoğurt oldu çünkü istediğimiz şekilde yoğurt elde edebilmemiz için baya uğraşmamız gerekti. Yoğurt yapım maceramızı daha sonra anlatırım. Ancak çeyrek çay bardağı yoğurdu yedirmemiz bir saatimizi alıyordu allahtan iki kişiydik de bebişlerin birini ben yedirirken diğerini Şenay ablamız yediriyordu da zaman kazanıyorduk. Ancak hafta sonu durum vahim oluyordu benim için bir öğünü yedirmem 2 saat sürüyordu. Neyse ki zaman geçtikçe hızlandılar da ben de biraz nefes almaya başladım.




Ek gıdaya geçişin ikiz sahibi anne babalar için en önemli etkisi bütçeye oluyor. Herkesin bildiği gibi Mulipa gibi hazır mamalar çok pahalı. Marketlerde fiyatlarda kayda değer bir indirim yapmıyorlar pek. Ek beslenme demek bebeklerin hepimiz beslendiği besinler demek dolayısıyla nispeten ucuz beslenme demek.

29 Temmuz 2011 Cuma

4. Ay Biterken



Biz hem ilk defa çocuk sahibi olduk hem de bu ilk bir ikiz şeklinde geldi. Üstelik erken doğum olduğundan bebeklerin farklı sürelerde kuvözde kalmaları gerekti. Çocuklar doğduğundan beri sürekli bir meşguliyet durumu oluştu. Bebeklerin erken gelmesiyle tam doğuma ve doğum sonrasına hazırlıklı olamamıştık. Bu blog da bu koşturmacalardan nasibini aldı.Yine de 4. ayda Can ve Ada ile ilgili aklımızda kalan güzel anları yazmak istedik.



Düşmek:
Damdan düşmek her ne kadar güneydoğu Anadolu'da sıkça görünen bir durum olsa da bizim hem Can ve hem de Ada yattıkları pusetten düştüler. Sabahın köründe kalktıklarında sürekli ağladıkları ve emziklerini sürekli düşürdükleri için bazen onları yatağımızın yanındaki pusetlere aldık. Böylece biz uyurken bir elimiz emzikle olabiliyordu. Yorgunluktan uykuya daldığımızda birini pusetten kaymış hatta halının üzerine serilmiş halde bulduk. Hatta bir keresinde Can halının üstüne kaymış ve ben uykuda boş puseti sallıyormuşum. Kalktım  baktım Can yok. Birden heyecanlandım baktım ki Can halıda.



Ekmek Gazete Almak
Eğer evdeysek cumartesi pazar adetimiz  dışarı çıkıp ekmek gazete almak ve güzel bir kahvaltı yapmak. Ekmek ve gazete almak babanın görevi ama ilk defa Can'da dahil oldu bu göreve. Can ilk defa kanguruya koyduk. Kahvenin önünden geçerken kahvedekilerin garip bakışlarına maruz kaldık. Herhâlde ilk defa kanguruda birini görüyorlardı. Can yolda sessiz bir şekilde sağa sola bakındı durdu. Can'ın yolları ezberleyip tek başına bu görevi yerine getirip babanın bu görevden feragat etmesini dört gözle bekliyoruz.



Evimiz dışında ilk defa başka bir evde kalmak
İkiz sahibi olmanın en büyük zorluğu planlı bir lojistik oluşturmak. Bu ay ilk defa hafta Sonu için başka bir yerde kaldık. Olcay'ın abisinin Özdere de kiralığı yazlığa bizi de hafta sonu için davet ettiler. Yazlıklarda en büyük sorun bebeklerin sivrisinekler tarafından yenmesi. Bizde kendimize göre bir çözüm bulduk. Kampçılık faaliyetleri için kullandığımız çadırımızın dışındaki güneşliğini kullanmadan yazlıktaki salonun ortasına kurduk. İç çadır bezi file şeklinde olduğundan içerisi yeteri kadar havadar oldu. Bizim çocuklar hem sinek böcekten korunmuş oldu hem de 4 aylıkken ilk çadırlı kampını yapmış oldular.



Dönmek mümkün mü artık dönmek
Bu ay prematüre hallerini hızlıca terk etmekte olan bebeklerimiz ilk dönme girişimlerine başladılar. Bebelerin bağımsızlıklarına ilk adımları dönme hareketi ile başlıyor. Dönme hareketinin bir nedeni bakış açısını değiştirmek. Dönme hareketini başaran bir bebek bakış açısını çok arttırmış olur. Bizim Can ve Ada dönme teşebbüslerine farklı olarak yaklaştıklarını fark ettik. Can ayaklarını atıp dönme girişlerini başladığından beri kanepede yalnız bırakmıyoruz.





Ada dönmek için farklı bir yöntem deniyor. Yüzüstü boynunu kaldırıyor ve kafasını yan tarafa kaldırıp ağırlık merkezini değiştirmeye çalıyor.Bakalım dönme işini hangisi başaracak ilk önce.


Kardeş farkındalığı



İkiz sahibi olmak tek çocuk sahibi olmaktan farklı durumlar yaratıyor. Bizim merak ettiğimiz bir durumda ikizlerin birbirinin farkında olup olmaması. Şu ana kadar gördüğümüz kadarı ile  7 ay anne karnında beraber yaşayan ikizlerimiz birbirlerinin farkına varmıyorlar. Bazen ikizlerimizi yan yana koyuyoruz ama bir iletişim  içindeymiş gibi görünmüyor bize. Birbirlerine bile bakmıyorlar. Birinin ağlaması diğerini hiç etkilemiyor. Can ve Ada birbirleriyle iletişim içeresinde olduklarında çok daha ilginç durumlar yaşayacağımızdan eminim.



7 Temmuz 2011 Perşembe

Babies (Bebekler) belgeseli

Yeni bebek sahibi olaraktan bebeklerle ilgili filmler ve belgeselleri izlemeyi seviyoruz. Babies (Bebekler) belgeselini ikizlerimiz doğmadan önceden edinmiştim ama izlemeye hiç fırsat bulamamıştık. Haftada bir kaç gün akşamları bizim ikizler 1-2 saat uyuyor ya da ilgi beklemeden sessizce duruyorlar. Geçen gecede böyle bir fırsatı ganimet bilip Babies belgeselini izledik. Arada Ada nın karnı acıktı. Bizde sinemadaki gibi 10 dakika ikizlerin molası arası verdik.

Bebekler belgeseli 400 gün boyunca yaklaşık 400 saatlik çekim süresi sonucunda oluşturulmuş. Film ekibi 2 yıl boyunca 2 haftalık seyehatlerle 4 ayrı lokasyondaki bebeklerle çekim yapmışlar. Çekimler bebekler 16 aylık olunca bitmiş. Bitmesinin nedeni bebeklerin artık belli bir bilince erişmesi ve artık kamera karşısında rol yapmaya başlaması sonucunda çekimlerin spontanlığını yitirmesi. Buradan anlaşılıyor ki bebeleri 1.5 yaşına kadar her hallerini bol bol video ve fotograflarını çekip mümkün olduğunca bilinçsiz saf hallelerini yakalamak çok önemli.


İlk bebek Ponijao, 8 kardeşi ve anne babası ile Opuwo, Nabibya da yaşıyor. Mari  şehrin gürültü ve heyecanın tam olarak hissedildiği  Tokyo, Shibuya da anne babası ile yaşıyor. Moğolistanın Bayanchandmani bölgesinded Bayar tam orta asya göçebe kültürünün içersinde hayata ilk adımlarını atıyor. Son bebek Hattie ise San Fransisco, ABD den.


Belgeselde sadece bebekler değil bebeklerin yaşam ortamında bulunan kardeşleri, anneleri, kedi, köpek, keçi gibi hayvanlar ile etkileşimleride çok güzek anlatılmış. Bebeklerin dış dünyaya olan tepkilerinin yakalanması hedeflenmiş. Alt yazı gerektirecek konuşma yok, abartılı müzikler yok. Sadece bebekler ve onların doğal hallerini izliyorsunuz.

Nabibyalı bebeğin hikayesi anlatılırken çocuğa sürülen bir çeşit toprak boyasını gösteriyorlardı. Bende neden sürdüklerini merak etmiştim. Nabibya da su çok kıt olduğundan banyo yapmaları mümkün değilmiş. Bu toprak boyası vucüdun kötü kokular üretmesini önlüyormuş. Nabiyada geleneksel kabile hayatı sürdüren çok az kişi kalmış. Bu afrikalı ailede geleneksel ailelerden birisi.

İnsanlık varolduğundan beri hatta ilk canlının varoluşundan beri doğum var. Şimdi yaşıyorsak insanlık tarihinde bebeklerin doğup, yaşayıp ayakta kalıp soylarını devam ettirmesi sayesinde. Aslında doğumu ve bebekleri hayatın normal bir parçası olarak kabul etmek gerek. Bu belgeselde her bebeğin farklı bir yerde dünyaya gelmesine rağmen bir şekilde hayata katılmasının hikayesi çok iyi anlatılıyor..


Resmi fragmanı


Belgeselin web sayfası / http://www.filminfocus.com/babies
Wikipedia / http://en.wikipedia.org/wiki/Babies_%28film%29